Online Terapi Deneyimimiz

Online Terapiye İlk Adımlarımız

Online terapi uygulamasına yönelik ilk deneyimlerimiz, 2017 yılında muayenehane hekimliği ile birlikte ortaya çıkmaya başladı. Yaklaşık sekiz yıllık süreçte, özellikle yurt dışında yaşayan Türk danışanların ana dilinde psikolojik destek arayışı dikkat çekti. Bulundukları ülkelerde bu ihtiyaca kolayca karşılık bulamayan bireylerin çevrim içi terapiye yöneldiğini gözlemledik.

online terapi

Benzer şekilde, Türkiye’nin farklı illerinde yaşayıp İstanbul’a gelme imkânı olmayan danışanların da online terapi talep ettikleri görüldü. Hatta bazı danışanlar, sürece yüz yüze başlayıp devamında online platformlar üzerinden sürdürmeyi tercih ettiler.

O dönemde online terapi, henüz çok yaygın bir yöntem değildi. Çoğunlukla yüz yüze görüşmelerin yerini tutamayacağı düşünülüyordu. Ancak zaman içinde, teknolojik imkânlar sayesinde danışanların etkili ve düzenli bir şekilde destek alabildikleri deneyimlendi. Özellikle ev ortamından bağlanabilmek, zaman ve yol masrafını ortadan kaldırdığı için sürecin uyum açısından kolaylaştırıcı bir işlevi olduğu gözlendi.

Bu dönem, yalnızca danışanlara yönelik hizmet sunumunu değil, aynı zamanda çevrim içi terapinin sınırlarını ve olanaklarını daha iyi anlamamıza da katkı sağladı. Böylece online terapi, zamanla istikrarlı ve danışanlar tarafından tercih edilir bir seçenek olarak yerleşti.

Danışanların başvuru gerekçeleri incelendiğinde; depresyon, kaygı bozuklukları, yeni bir ülkeye uyum güçlükleri, iş ile ilgili sorunlar, aile içi sorunlar ve yurtdışında yaşayan eşlerin yaşadığı zorlukların öne çıktığı görüldü. Ayrıca, iş yaşamında koçluk ve mentörlük desteği arayışının yanı sıra, çocuklarla iletişim problemleri de sıkça dile getirilen konular arasındaydı.

Pandemi ve Online Terapi Uygulamasının Yaygınlaşması

2020’de başlayan COVID-19 pandemisi, yalnızca günlük yaşamı değil, ruh sağlığı hizmetlerinin sunum biçimini de köklü bir şekilde değiştirdi. Karantina koşulları ve seyahat kısıtlamaları, yüz yüze terapilerin büyük ölçüde durmasına neden oldu. Bu süreçte online terapi, birçok danışan için tek seçenek haline geldi.

Başlangıçta çevrim içi görüşmelerin yüz yüze terapiler kadar etkili olmayabileceği düşünülüyordu. Ancak hem klinik gözlemlerimiz hem de literatürdeki araştırmalar, online terapinin özellikle depresyon, anksiyete ve stresle başa çıkma süreçlerinde yüz yüze terapilere benzer düzeyde etkili olduğunu ortaya koydu.

Danışanlar açısından en dikkat çekici yönler, erişilebilirlik ve konfor oldu. Evden bağlanabilmek, ulaşım ve zaman kaybı yaşamadan terapiye katılabilmek, özellikle yurtdışında yaşayan bireyler için önemli bir avantaj sağladı. Zaman içinde “mecburi” bir çözüm gibi görülen online terapi, pek çok kişi için tercih edilen bir yöntem haline geldi.

Pandemi öncesinde başlayan deneyimlerimiz, bu dönemde daha da çeşitlendi. Avrupa’dan (İngiltere, Almanya, Fransa, Hollanda, İsviçre, İtalya, İsveç, Norveç, Bulgaristan, Kosova, Arnavutluk), Orta Doğu’dan (Dubai) ve Amerika’dan (ABD, Kanada) danışanlarla yapılan seanslar, çevrim içi terapinin coğrafi sınırları aşarak sürdürülebilir bir destek modeli haline geldiğini ve danışanlar tarafından da memnun olunduğunu bizlerin de farketme şansımız oldu.

Sonuç

Bizim deneyimlerimiz de, literatürde de yavaş yavaş yerini bulmaya başlayan online terapinin danışanlara hem kendi dillerinde ulaşma imkânı hem de zaman ve mekân kısıtlamaları olmadan ve psikoterapotik bir destek sunduğunu göstermektedir. Bu durumun bir sonucu olarak da online terapi yapan psikoterpistlerin sayısı her geçen gün artmaktadır.